DİZİ

Dizilerde Görülen Yaygın Klişeler!

Diziler zaman zaman hayatımızın birer parçası haline gelebiliyor. Hele de bu diziler Türk yapımı ise, abartılı uzunluğu ve yavaşlığı sebebiyle daha da büyük birer parçamız oluyorlar. Ülkemiz piyasasından yüzlerce dizi..

Dizilerde Görülen Yaygın Klişeler!

Diziler zaman zaman hayatımızın birer parçası haline gelebiliyor. Hele de bu diziler Türk yapımı ise, abartılı uzunluğu ve yavaşlığı sebebiyle daha da büyük birer parçamız oluyorlar. Ülkemiz piyasasından yüzlerce dizi gelip geçmiş olmasına rağmen, bu yapımlarda göze çokça takılan klişeler bugüne kadar pek değişmeden devam etti. 

1- Dijital araçlarla yapılan aksiyonlar

Ses ve görüntü kaydı, dizi kahramanlarımızın hayatında önemli bir yer tutar. Fakat elbette mutlu anıları ölümsüzleştirmek için değil, gizli mevzuları çaktırmadan kaydedip yeri geldiğinde koz olarak kullanmak için. Her nasılsa bu cihazlarla alınan sesler billur gibi net ve konuşmanın en can alıcı bölümünü içerecek şekilde olup, fotoğraflar ise çeken kişinin tam istediği sahneyi yakalamış durumdadır. Gerçek hayatta ise genellikle bu kadar şanslı olunamıyor; cihaz bulunup kayıt düğmesine basılana, kamerası açılana kadar mevzubahis sahnelerin bitip gitmiş olması muhtemel. 

2- İçilemeyen içecekler

Kahramanlarımız bir kafede ya da lokantada “bir şeyler içmek” amacıyla buluşup konuşmaya başladığında, önlerine gelen çay veya kahvenin maksimum tüketilme miktarı iki yudumdur. Ağzına kadar dolu bardaklar, taraflardan birinin konuşulan şeye sinirlenip “benn gidiyorumh!” hışmıyla aniden kalkması sonucunda masada öylece kaderine terk edilir ve sahne biter.

3- Gazeteler geldi mi?

Dizi evreninde günlük hayatta gazete okunmaz. Zaten o aşk ve entrika yoğunluğunda kimsenin gündeme, genel kültüre, siyasetteki son gelişmelere ayıracak vakti olabileceğini de sanmıyorum. Peki, ev ahalisinden biri “gazeteler geldi mi?” sorusunu neden öyle sabırsızca sordu bugün?

4- Kapı aralığından duyulanlar

Entrika üstüne entrika çevirecek kadar beyin kıvrımı sahibi olan dizi halkı, nedense bu konudaki sohbetlerini yaparken kapıları güzelce kapatmayı düşünememişlerdir. Hatta duruma göre perdeler de açıktır ki en yanlış kişilere daha da iyi ifşa olabilsinler. Kapıya tesadüfen yanaşmış olan kilit birey, tabiiiii ki konuşmanın yine en can alıcı kısmını duyacak.

5- Telefon konuşma sahneleri

Dizi ahalisi telefonda konuşurken asla birbirinin sözünü kesmez. Bir taraf sessizce triplere girip mimik yapıyorsa, düşüncelere dalıyorsa karşı taraf onu sakince bekler. Yeni konu açılacak gibi olup açılamayıp cümleler birbirine karışmaz, her şey tam bir ahenk içindedir. Gerçek hayatta nasıl olduğunu açıklamaya zaten gerek yok. Bir de bu söz konusu telefon konuşmalarının ne kadar pratik bittiğine dikkat ettiniz mi?

6- Köşk çalışanları

Köşk, yalı içeren dizilerin olmazsa olmazı hizmet görevi yapan personel. Gerek kendi aralarındaki ilişkiler, gerekse patronlarının heyecan dolu yaşamına türlü şekillerde etki edişleri ile olay örgüsüne renk katıyorlar. Gel gelelim, bu bireylerin patronlarca icra edilen “üst kat hareketleri”ne neden bu kadar sempati duydukları, adeta onlarla gülüp onlarla ağladıkları oldukça düşündürücü. 

7- Ölümden geri dönenler

Çıkmadık candan ümit kesilmez, derler. Fakat dizide oynuyorsan, canın çıkmış dahi olsa umut var! Beş dakika önce kalbi durmuş bir yakınının başında tam üstü örtülecekken “hayır, hayır, o ölemez, bir daha şok verin!!!” diye yakaran bir insan, o son verilen şokun ardından kalbi yeniden çalışmış olan yakınına sarılarak sevinç gözyaşları dökecek.

8- Hamilelik ve doğum

Loğusalıkta dikkat edilmesi gereken en önemli şey. Tabii ki bebeğin her sahnede sıkça görülüp bol ağlayarak sonra da ölmemesine dikkat etmektir. Çünkü dizi evreninde bir bebek fazlaca görünüp çok ağlıyorsa yüksek ihtimalle ölür, ve bunun üzerinden yeni dramlar gelişir.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL