MEKANLAR SEYAHAT

Hindistan’ın Ölüm Başkenti!

Hindistan’ın en mistik şehri Varanasi’de her gün binlerce ölü yakma töreni düzenleniyor. Varanasi, diğer adıyla Benares, Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletinde yer alan ülkenin en eski ve en kutsal şehri. Şehir,..

Hindistan’ın Ölüm Başkenti!

Hindistan’ın en mistik şehri Varanasi’de her gün binlerce ölü yakma töreni düzenleniyor.

Varanasi, diğer adıyla Benares, Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletinde yer alan ülkenin en eski ve en kutsal şehri. Şehir, Hinduların binlerce yıldır ibadet yaptığı Ganj nehrinin hemen yanında konumlanıyor. Tanrı Şiva’nın şehri olarak da bilinen Varanasi, yaklaşık 2500 yıldır Hinduların hac ziyaretlerine ev sahipliği yapıyor. Şehrin neredeyse her noktasında Ghat adı verilen kutsal banyo noktaları bulunuyor.

Hinduların dini başkenti Varanasi’de 20 binin üzerinde tapınak bulunuyor. Bu tapınaklarda her akşam güneş batarken törenler gerçekleştiriliyor.

Hindistan’da pek çok şeyin tanrısı olduğu gibi Ganj Nehri’nin de Ganga ismi verilen bir tanrısı bulunuyor. Ganga için yapılan ibadetler çoğunlukla güneş batarken zillerin çalmasıyla başlıyor. İbadet törenleri Aarti olarak isimlendiriliyor. Aarti sırasında büyük tapınaklarda ilahiler söyleniyor ve insanlar hep bir ağızdan bu ilahilere eşlik ediyor. Yılın her günü yapılan Aarti ibadetleri, Varanasi’nin en fazla ilgi gören geleneklerinden biri.
Varanasi’de ölüler geleneksel yöntemlerle yakılıyor.

Hindular, binlerce yıldır ölülerini toprağa gömmek yerine yakmayı tercih ediyor. Günümüzde bu ritüel pek çok noktada modern yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Ancak Varanasi’de ölüler geleneksel yöntemlerle yakılmaya devam ediyor. Ganj nehrinin kıyısında bulunan Ghat’lar (nehre inen basamaklar) arasında en ünlüleri Manikarnika ve Harish Chandra. Her iki Ghat’ta gün içinde binlerce ölü yakılıyor ve külleri Ganj nehrine bırakılıyor. Ölü yakma işlemi “kremasyon” olarak adlandırılıyor. Kremasyon’u herkes izleyebiliyor. Ancak fotoğraf ve video çekmek yasak.
Ölü yakma ritüellerine göre ölen kişinin en büyük oğlu cenaze töreninin sorumlusu olarak kabul ediliyor.

Eğer ölen kişinin oğlu yoksa eşi ya da başka bir akrabası törenin sorumlusu kabul ediliyor. Bu kişi saçını kökünden kazıttıktan sonra beyaz elbiseler giyiyor. Ardından ölen kişinin bedeni beyaz bir kefene sarılıyor ve yakınları tarafından omuzlarda taşınarak Ganj Nehri kenarına getiriliyor. Ceset bir tabuta yerleştirilmediği için Varanasi sokaklarında yürürken ölülerin tüm vücut hatları görülebiliyor. Hindular için bu durum çok normalken farklı kültürlerde yetişen insanlar bu görüntü karşısında allak bullak oluyor.

Varanasi’de yapılan her bir cenaze için ortalama 350 kilogram odun kullanılıyor. Ceset odunların arasına yerleştirilmeden önce ölen kişinin bedenine çeşitli kokular ve yağlar sürülüyor. Öte yandan ölü yakma işleminin kutsal ateşle gerçeklemesi gerekiyor. Bunun için Hindular, rahiplerine para ödeyerek kutsal ateş satın alıyor. Odunlar kutsal ateşle tutuşturulduktan sonra ölen kişinin yakınları ilahiler okumaya başlıyor. Yaklaşık dört saat süren törenin ardından ölen kişinin huzura kavuştuğuna inanılıyor. Yanma işlemi sırasında cesetlerin kafatasları patladığı an ruh ve beden birbirinden ayrılıyor. Bazen kafatası patlamayan ölülerin kafasına sopayla vuruluyor. Çünkü kafatası patlamayan ölülerin ızdırap çekeceğine inanılıyor. Ganj nehri kenarında her gün binlerce ceset yakılıyor. Bu cesetlerin kokusu ise tüm Varanasi’ye yayılıyor. Burası farklı kültürlerden insanların görüp göreceği en sarsıcı şehir olmaya aday.

Diğer taraftan Brahmanlar (din adamları), doğum yaparken hayatını kaybeden kadınlar ve çocukların cenazelerinin temiz olduğuna inanılıyor. Bu nedenle bu kişilerin bedenleri yakılmadan Ganj Nehri’ne atılıyor.
Reenkarnasyondan kurtulmak isteyen kişiler Varanasi’de ölmeyi bekliyor
Hindistan’da ölüm olgusu yeni bir başlangıcı simgeliyor. Yani ölen bir kişinin farklı bir formda tekrar dünyaya geleceğine inanılıyor. Hinduların dini inancına göre Varanasi’de ölen bir kişi yeniden doğma döngüsünü tamamlıyor ve nihai sona ulaşıyor. Bu nedenle hasta ya da yaşlı olan binlerce Hindu bu şehre gelerek ölümü bekliyor. Dünyaya farklı bir bedende tekrar gelme çilesinin sonlanmasına “Mokşa” ismi veriliyor. Hatta bu inanış o kadar yaygın ki şehre bu amaç için Mokşa (kurtuluş) evreleri inşa ediliyor. Bu evlerden en ünlüleri Mumukshu Bhawan, Ganga Labh Bhawan ve Kashi Labh Mukti Bhawan. Bir zamanlar şehrin her noktasında Mokşa evleri varken turizmin gelişmesinin ardından bu evler otel olarak hizmet vermeye başlıyor. Bu evlerde kendilerine yer bulamayan insanlar, aylarca bazen yıllarca bir battaniyenin altında ölümü bekliyor. Varanasi, Hindular için sakin ve huzurlu bir şehir. Ancak burayı ziyaret etmeye gelen turistler Varanasi’nin dev bir açık hava morgu olduğunu söylüyor.

Ganj nehri dünyanın en pis su kaynağı olarak kabul ediliyor
Ölü bedenlerin ve küllerin nehre atılması bir yana Varanasi’nin kanalizasyonu Ganj nehrine boşaltılıyor. Çeşitli kimyasallar ve çöpler nehrin içine bırakılıyor. Tüm bunların dışında deri hastalığı bulunan Hindular, Ganj nehrinde yıkanarak şifa bulacağını düşünüyor. Çünkü tanrı Ganga’nın bu nehirde vücut bulduğuna inanılıyor. Hindistan hükümeti, Ganj nehrinin insan sağlığı için tehlikeli olduğunu kabul ediyor. Ancak bölgeye gelen Hindu hacılar nehrin suyunu kana kana içmeye devam ediyor. Hinduların bağışıklık sistemi Varanasi’nin dokusuna adapte olmuş. Fakat dünyanın farklı noktalarından Varanasi’ye giden kişiler, Ganj’a girmemesi konusunda sıkça uyarılıyor.

Varanasi Hindular için olduğu kadar Budistler için de kutsal bir şehir
Budizm’in kurucusu Gautama Buddha, ilk konuşmasını şehrin hemen yakınlarında bulunan Sarnath’ta yapmış. Bu yönüyle Budistler için önemli bir merkez olan Varanasi, her yıl binlerce Budisti ağırlıyor. Budist kral Ashoka, Sarnath’a birçok tapınak yaptırmış. Böylece bölge Budist öğretinin merkezlerinden biri haline gelmiş. Bu nedenle hem Hindular hem de Budistler bu şehri gezip Varanasi’nin dini dokusuyla bütünleşiyor.  

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL